top of page

İDARENİN HİZMET KUSURU BULUNDUĞUNDAN BAHİSLE UĞRANILDIĞI İDDİA EDİLEN ZARARLARA KARŞILIK MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ

AV.NİHAT KAYA

21 Nis 2025

Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrendiği Kabul Edilen 08/01/2018'de Yapılan Başvuru Üzerine O Tarihteki Mevzuat Gereği 60 Gün Olan Cevap Verme Süresinde Cevap Verilmediği Dava Açma Süresi de Geçtikten Sonra İdarece 10/09/2018'de Tebliğ Edilen İşlem ile Talebin Reddedildiği/Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrenmelerinden İtibaren 1 Yıl 60 Günlük Sürede İdarenin Açık Ret İşleminin Tesis Edildiği Görüldüğünden Açılan Davanın Süresinde Olduğunun Kabulü Gerektiği

T.C.

DANIŞTAY

10. DAİRE

E. 2020/6861

K. 2024/2655

T. 26.6.2024

• İDARENİN HİZMET KUSURU BULUNDUĞUNDAN BAHİSLE UĞRANILDIĞI İDDİA EDİLEN ZARARLARA KARŞILIK MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrendiği Kabul Edilen 08/01/2018'de Yapılan Başvuru Üzerine O Tarihteki Mevzuat Gereği 60 Gün Olan Cevap Verme Süresinde Cevap Verilmediği Dava Açma Süresi de Geçtikten Sonra İdarece 10/09/2018'de Tebliğ Edilen İşlem ile Talebin Reddedildiği/Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrenmelerinden İtibaren 1 Yıl 60 Günlük Sürede İdarenin Açık Ret İşleminin Tesis Edildiği Görüldüğünden Açılan Davanın Süresinde Olduğunun Kabulü Gerektiği )

• İDARİ İSTİKRAR İLKESİ ( Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrendiği Kabul Edilen 08/01/2018'de Yapılan Başvuru Üzerine O Tarihte Yürürlükteki Mevzuat Gereği 60 Günlük Cevap Verme Süresinde Cevap Verilmediği 60 Günlük Dava Açma Süresi de Geçtikten Sonra İdarece 10/09/2018'de Tebliğ Edilen İşlem ile Talebin Reddedildiği Bu Açıdan Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrenmelerinden İtibaren 1 Yıl 60 Günlük Sürede İdarenin Açık Ret İşleminin Tesis Edildiği Görüldüğünden 22/10/2018'de Açılan Davanın Süresinde Kabul Edilerek İşin Esasına Girilmek Suretiyle Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• SÜRE AŞIMI ( 60 Günlük Dava Açma Süresi de Geçtikten Sonra İdare Tarafından Tebliğ Edilen İşlem ile Talebin Reddedildiği Bu Açıdan Davacıların Eylemin İdariliğini Öğrenmelerinden İtibaren 1 Yıl 60 Günlük Sürede İdarenin Açık Ret İşleminin Tesis Edildiği Görüldüğünden Açılan Davanın Süresinde Kabul Edilerek İşin Esasına Girilerek Karar Verilmesi Gerekirken Davanın Süre Aşımı Nedeniyle Reddine İlişkin İdare Mahkemesi Kararına Yönelik Yapılan İstinaf Başvurusunun Gerekçeli Reddi Yolundaki Temyize Konu Kararda Hukuki İsabet Bulunmadığı )

2709/m.40/2,74/1-2

2577/m.10/2,13/1

2577/m.10,13

ÖZET : Dava, idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık manevi tazminat istemi hakkındadır.

Kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı da kabul edildiğinde, idareyi sürekli dava tehdidi altında bırakmamaya yönelik kamu yararı amacı ve ölçülülük ilkesi uyarınca, ilanihaye sonradan verilecek cevabın yeni bir dava açma süresi doğurmayacağının kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda, idari istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasında adil bir denge oluşturmak suretiyle, sonradan verilen cevabın yeni bir dava açma süresi doğurması ama bunun da, dava süresinin süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılması sonucunu doğurmaması için makul sayılabilecek bir süreyle sınırlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, idare tarafından sonradan verilen cevap; ilgililerin 2577 SK m.13'te öngörülen idari eylemi öğrenmelerinden itibaren ön karar alabilmek için başvurma süreleri olan 1 yıllık süre ve idarelerin bu başvuruya cevap vermeleri için tanınan altmış günlük ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için otuz gün ) sürenin toplamı olan ve makul süre olduğuna kanaat getirilen ilgilinin idari eylemi öğrenmesinden itibaren bir yıl altmış günlük sürenin ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için bir yıl otuz gün ) içinde kalıyorsa, bu cevabın yeni bir dava açma süresi doğuracağı, sonradan verilen cevap, ilgilinin idari eylemi öğrenmesinden itibaren bir yıl altmış günlük süreden ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için bir yıl otuz gün ) sonra gerçekleşmişse, bu durumda bu cevabın yeni bir dava açma süresi doğurmayacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu itibarla, olayda davacıların eylemin idariliğini öğrendiği kabul edilen 08/01/2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine, o tarihte yürürlükteki mevzuat gereği altmış gün olan cevap verme süresi içinde bir cevap verilmediği, altmış günlük dava açma süresi de geçtikten sonra idare tarafından 10/09/2018 tarihinde tebliğ edilen işlem ile talebin reddedildiği, bu açıdan davacıların eylemin idariliğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl altmış günlük süre içinde idarenin açık ret işleminin tesis edildiği görüldüğünden, 22/10/2018 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

İSTEMİN KONUSU : Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 23/09/2020 tarih ve E:2019/106, K:2020/609 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları Baver Y.'ın mahalle bekçiliği sınavına girip kazandığı için 03/01/2017 tarihinde teröristlerce öldürülmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Mardin 1. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2018 tarih ve E:2018/1785, K:2018/2283 Sayılı kararıyla; 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen zorunlu idari başvurunun, "eylem, zarar ve eylemin idariliğinin" öğrenildiği 03/01/2017 tarihten itibaren bir yıl içerisinde ve en geç 03/01/2018 tarihinde yapılması gerekirken, bu sürenin geçirilmesinden sonra, idarenin kayıtlarına 08/01/2018 tarihinde giren dilekçeyle yapılan başvuru üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince; dava konusu olayla ilgili emniyet birimlerince yapılan ilk tahkikatta olayın faili meçhul olarak gösterildiği, olaya ilişkin ilk kez faillerin belirlenmesinin Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 12/12/2017 tarihli iddianame ile olduğu, söz konusu iddianamenin Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2018/1 Sayılı dosyasında kabul edilmesi üzerine, 03/01/2018 tarihli tensip duruşması ile talimatla ilgililerin ifadelerinin alınmasına karar verilerek duruşmanın 02/03/2018 tarihine ertelendiği, davacıların 08/01/2018 tarihli başvurusunun zararın öğrenilme tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiği, idari eylemlerden dolayı açılacak tam yargı davalarıyla ilgili özel usul kuralı niteliğinde olan 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca ön başvurunun, zımni ret ve dava açma süreleri geçirildikten sonra ilgiliye tebliğ edilen yazılı bir idari işlemle reddedilmesi durumunda dava açma süresinin bu işlemin tebliğinden itibaren yeniden işlemeye başladığının kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu itibarla 08/01/2018 tarihinden itibaren 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirlenen bir yıllık süre içerisinde aynı madde uyarınca yapılan başvuru tarihini izleyen günden başlayan 60 günlük zımni ret süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde açılmayan davada, bu süreler geçirildikten sonra idarece tazminat isteminin reddi yolunda tesis edilen ve 13/07/2018 tarihinde davacılara tebliğ edilen işlemin yeni bir dava açma süresi başlattığından bahsedilemeyeceğinden, bakılmakta olan davanın bu gerekçeyle süreaşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, 03/01/2017 tarihinden itibaren idareye başvuru süresi hesaplanması suretiyle verilen süre ret kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, zararın ve zarara sebebiyet verenlerin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde idareye yapılan başvuru üzerine, idarenin nihai ret kararından itibaren altmış günlük süreye riayet edilerek açılan davanın süresinde olduğu ve işin esasına girilerek tazminat taleplerinin karara bağlanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulüyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 Sayılı Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Davacılar yakını Baver Y.'ın mahalle bekçiliği sınavına girip kazandığı için 03/01/2017 tarihinde teröristlerce öldürüldüğü iddia edilen olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" başlıklı 74. maddesinin 1. fıkrasında, vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara başvurma hakkına sahip olduğu; aynı maddenin 2. fıkrasında ise, kendileriyle ilgili başvurmaların sonucunun gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirileceği hükümleri yer almaktadır.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava konusu uyuşmazlığa esas ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle, "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği düzenlenmekle birlikte; 13. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinin hüküm altına alındığı ancak 10. maddenin anılan düzenlemesine benzer bir hükme yer verilmediği görülmektedir.

14/07/2021 tarih ve 31541 Sayılı Resmi Gazete yayımlanan 7331 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe giren 1. ve 3. maddeleriyle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. ve 13. maddelerinde yer alan ilgililerce yapılan başvurulara cevap vermeye ilişkin "altmış" günlük sürelerin "otuz" gün olarak değiştirildiği düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, idari eylemlerden dolayı açılacak tam yargı davalarıyla ilgili özel usul kuralı niteliğinde olan 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ön karar başvurusunun, zımni ret ve dava açma süreleri geçirildikten sonra, ilgiliye tebliğ edilen yazılı bir idari işlemle reddedilmesi durumunda dava açma süresinin, bu işlemin tebliğinden itibaren yeniden işlemeye başladığının kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu itibarla 08/01/2018 tarihinden yapılan başvuru tarihini izleyen günden başlayan 60 günlük zımni ret süresinin tüketildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesine yer verilmek suretiyle davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının Bölge İdare Mahkemesince sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunduğu görülmüştür.

Bölge İdare Mahkemesi'nin mezkur gerekçesi karşısında değerlendirilmesi gereken husus, 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında süresinde ( 1 ve 5 yıllık ) yapılan bir başvuru üzerine, muhatap idare tarafından süresi ( 14/07/2021 öncesinde yapılan başvurularda ve somut olayda da 60 günlük, 14/07/2021'den sonra yapılan başvurularda 30 günlük zımni ret süresi ) içinde cevap verilmemesiyle oluşan zımni reddi takiben 60 günlük dava açma süresi de geçtikten sonra, idare tarafından bir cevap verilmesi halinin yeni bir dava açma süresi doğurup doğurmayacağıdır.

Bu açıdan ilk irdelenmesi gereken durum, 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan ön karar başvurularında, aynı Kanun'un 10. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde yer alan düzenlemenin uygulanıp uygulanamayacağı olup, 2577 Sayılı Kanun'un 10. ve 13. maddelerinin idareye başvuru ve dava açma süreleri bakımından birbirinden farklı düzenlemeler ihtiva etmesinden dolayı, bu maddeler arasında gerek hüküm içeriği, gerekse de içtihat olarak bir kıyas yapılması söz konusu olamayacağından, 2577 Sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan sonradan verilen cevabın yeni bir dava açma süresi doğuracağına ilişkin düzenlemenin, bu yönüyle yani 10. maddeye kıyasla aynı Kanun'un 13. maddesi açısından uygulanması mümkün değildir.

Bununla birlikte, irdelenmesi gereken ikinci durum açısından, hükmün kendi muhtevasında yorum yoluyla bu yönde bir uygulama imkanının varlığını, bir başka ifadeyle 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan “Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” hükmünün Anayasaya uygun bir şekilde amaçsal olarak yorumlanması suretiyle, sonradan gelen cevabın yeni bir dava açma süresi doğurup doğurmayacağını belirlemek gerekmektedir.

Bu noktada, 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinin son cümlesinin "veya" bağlacından önceki kısmında yer alan, idarece yapılan başvuruya açıkça ret cevabı verilmesi halinde, bu cevabın dava açma süresini başlatacağına dair hükmü, altmış ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için otuz ) günlük süre içinde cevap verilmemesi nedeniyle oluşan zımni retten sonra, idarenin vermiş olduğu açık ret cevabının dava açma hakkı vermeyeceği yolunda katı ve sert bir şekilde yorumlamak, hükmün bir kısmını uygulanamaz hale getirmekte olup, anılan hüküm böyle yorumlandığında, hükmün “veya” bağlacından önceki kısmının anlamı kalmamaktadır.

Ayrıca, idareye başvuran kişilere Anayasanın 40. ve 74. maddelerine göre idarenin yanıt vermesinin zorunlu olduğu ve idarenin açık yanıtının zımni ret süresi içinde gelmesi gerektiğine dair bir sınırlamanın da madde metninde yer almadığı değerlendirildiğinde, aksine sınırlandırıcı bir yorum yapmak bu yönüyle de yerinde olmayacaktır.

Nitekim idarenin süresi içerisinde bir cevap vermemesinin zımni ret sayılması, idarenin keyfi olarak vatandaşın başvurusunu bekletmesine karşı getirilmiş bir güvence olup yanıt verme yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir durum olmadığından, idarenin Anayasadan doğan yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmeyerek 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen sürenin geçmesinden sonra başvuruya ilişkin cevabın ilgiliye bildirilmesinden doğan sorumluluğunun, bütünüyle başvuru sahibine yüklenmesinin aşırı bir külfet olması nedeniyle mümkün olmadığının ve başvuruya yetkili organ tarafından sonradan verilen cevap üzerine, ilgilisinin cevabın tebliğinden itibaren süresi içerisinde dava açabileceğinin kabulü gerekmektedir.

Aksine bir yaklaşım, idarenin bazı araştırma ve değerlendirmeler yapması nedeniyle zımni ret süresinden sonra vermiş olduğu cevabı işlevsiz kılmakta ve ilgililerin, idarenin, açık, net ve yazılı cevabını öğrenme beklentilerini etkisiz hale getirmektedir.

Ancak şüphesiz ki, kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı da kabul edildiğinde, idareyi sürekli dava tehdidi altında bırakmamaya yönelik kamu yararı amacı ve ölçülülük ilkesi uyarınca, ilanihaye sonradan verilecek cevabın yeni bir dava açma süresi doğurmayacağının kabulü gerekmektedir.

Bu kapsamda, idari istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasında adil bir denge oluşturmak suretiyle, sonradan verilen cevabın yeni bir dava açma süresi doğurması ama bunun da, dava süresinin süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılması sonucunu doğurmaması için makul sayılabilecek bir süreyle sınırlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, idare tarafından sonradan verilen cevap; ilgililerin 2577 Sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen idari eylemi öğrenmelerinden itibaren ön karar alabilmek için başvurma süreleri olan bir yıllık süre ve idarelerin bu başvuruya cevap vermeleri için tanınan altmış günlük ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için otuz gün ) sürenin toplamı olan ve makul süre olduğuna kanaat getirilen ilgilinin idari eylemi öğrenmesinden itibaren bir yıl altmış günlük sürenin ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için bir yıl otuz gün ) içinde kalıyorsa, bu cevabın yeni bir dava açma süresi doğuracağı, sonradan verilen cevap, ilgilinin idari eylemi öğrenmesinden itibaren bir yıl altmış günlük süreden ( 14/07/2021'den sonraki başvurular için bir yıl otuz gün ) sonra gerçekleşmişse, bu durumda bu cevabın yeni bir dava açma süresi doğurmayacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu itibarla, somut olayda davacıların eylemin idariliğini öğrendiği kabul edilen 08/01/2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine, o tarihte yürürlükteki mevzuat gereği altmış gün olan cevap verme süresi içinde bir cevap verilmediği, altmış günlük dava açma süresi de geçtikten sonra idare tarafından 10/09/2018 tarihinde tebliğ edilen 13/07/2018 tarih ve 47/02/2018/359 Sayılı işlem ile talebin reddedildiği, bu açıdan davacıların eylemin idariliğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl altmış günlük süre içinde idarenin açık ret işleminin tesis edildiği görüldüğünden, 22/10/2018 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mardin 1. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,

2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mardin 1. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 23/09/2020 tarih ve E:2019/106, K:2020/609 Sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.


İletişim

Mansuroğlu Mahallesi Ege Sun Plaza A Blok 295/2 Sk. No:1/1 K:3

D:331

35530 Bayraklı/İzmir

Tel:  (0232) 489 39 36

nihatkaya@avukatnihatkayaizmir.com

Mesajınızı aldık. En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.

bottom of page